Ancak;

Ülkemizde velayet, yaygın olarak anneye verilmektedir. Bunun için annenin ruh sağlığının yerinde olup olmadığına bakılmamaktadır. Babanın böyle bir şeye ilişkin herhangi bir iddiası olması halinde ispat yükümlülüğü babanın üzerindedir. Eğer anne çocuğunu "EYS Tacizi"ne uğratacak yapıda bir insan ise, çocuğun fazla bir şansı yoktur. Babanın çocuğunu böyle bir annenin elinden kurtarabilme şansı da pek yoktur. Bu platformun kurulma amaçlarından biri de ülkemizdeki "EYS Tacizi"ne uğramış çocuklar ile çocuklarına ulaşmaları eski eşleri ve/veya mahkeme tarafından engellenen babaların seslerini duyurabilmeleri ve ihtiyaç duydukları yardımlara ulaşabilmeleridir.

"Ortak Velayet"

Bilimsel Araştırmalar, "Ortak Velayet" Uygulamasının, Çocuğun Gelişimi İçin En Uygun Çözüm Olduğunu Kanıtlamaktadır !.


TÜRK MEDENÎ KANUNU
Kanun No. 4721 . . . Kabul Tarihi : 22.11.2001

Çocuk ile kisisel iliski
I. Ana ve baba ile
1. Kural

MADDE 323.- Ana ve babadan her biri, velâyeti altinda bulunmayan veya kendisine birakilmayan çocuk ile uygun kisisel iliski kurulmasini isteme hakkina sahiptir.

2. Sinirlari

MADDE 324.- Ana ve babadan her biri, digerinin çocuk ile kisisel iliskisini zedelemekten, çocugun egitilmesi ve yetistirilmesini engellemekten kaçinmakla yükümlüdür.

Kisisel iliski sebebiyle çocugun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarini birinci fikrada öngörülen yükümlülüklerine aykiri olarak kullanirlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diger önemli sebepler varsa, kisisel iliski kurma hakki reddedilebilir veya kendilerinden alinabilir.

II. Üçüncü kisiler ile

MADDE 325.- Olaganüstü hâller mevcutsa, çocugun menfaatine uygun düstügü ölçüde çocuk ile kisisel iliski kurulmasini isteme hakki diger kisilere, özellikle hisimlarina da taninabilir.

Ana ve baba için öngörülen sinirlamalar üçüncü kisiler için kiyas yoluyla uygulanir.

III. Yetki

MADDE 326.- Kisisel iliski kurulmasiyla ilgili bütün düzenlemelerde çocugun oturdugu yer mahkemesi de yetkilidir.

Bosanmaya ve evlilik birliginin korunmasina iliskin yetki kurallari saklidir.

Çocuk ile kisisel iliskiye yönelik bir düzenleme yapilincaya kadar, velâyet hakkina sahip veya çocuk kendisine birakilmis kisinin rizasi disinda kisisel iliski kurulamaz.

D. Çocuklarin bakim ve egitim giderlerini karsilama
I. Kapsami

MADDE 327.- Çocugun bakimi, egitimi ve korunmasi için gerekli giderler ana ve baba tarafindan karsilanir.

Ana ve baba, yoksul olduklari veya çocugun özel durumu olaganüstü harcamalar yapilmasini gerektirdigi takdirde ya da olagan disi herhangi bir sebebin varligi hâlinde, hâkimin izniyle çocugun mallarindan onun bakim ve egitimine yetecek belli bir miktar sarfedebilirler.

II. Süresi

MADDE 328.- Ana ve babanin bakim borcu, çocugun ergin olmasina kadar devam eder.

Çocuk ergin oldugu halde egitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve kosullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, egitimi sona erinceye kadar çocuga bakmakla yükümlüdürler.

III. Dava hakki

MADDE 329.- Küçüge fiilen bakan ana veya baba, digerine karsi çocuk adina nafaka davasi açabilir.

Ayirt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde nafaka davasi, atanacak kayyim veya vasi tarafindan da açilabilir.

Ayirt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davasi açabilir.

IV. Nafaka miktarinin takdiri

MADDE 330.- Nafaka miktari, çocugun ihtiyaçlari ile ana ve babanin hayat kosullari ve ödeme güçleri dikkate alinarak belirlenir. Nafaka miktarinin belirlenmesinde çocugun gelirleri de göz önünde bulundurulur.

Nafaka her ay pesin olarak ödenir.

Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanin gelecek yillarda taraflarin sosyal ve ekonomik durumlarina göre ne miktarda ödenecegini karara baglayabilir.

V. Durumun degismesi

MADDE 331.- Durumun degismesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarini yeniden belirler veya nafakayi kaldirir.

VI. Geçici önlemler

1. Genel olarak

MADDE 332.- Nafaka davasi açilinca hâkim, davacinin istemi üzerine dava süresince gerekli olan önlemleri alir.

Soybagi tespit edilirse, davalinin, uygun nafaka miktarini depo etmesine veya geçici olarak ödemesine karar verilebilir.

2. Babaligin tespitinden önce

MADDE 333.- Babalik davasi ile birlikte nafaka istenir ve hâkim, babalik olasiligini kuvvetli bulursa, hükümden önce çocugun ihtiyaçlari için uygun bir nafakaya karar verebilir.

VII. Güvence verilmesi

MADDE 334.- Ana ve baba nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak ve israrla yerine getirmezlerse ya da kaçma hazirligi içinde bulunduklari, mallarini gelisigüzel harcadiklari veya heba ettikleri kabul edilebilirse hâkim, gelecekteki nafaka yükümlülüklerine iliskin olarak uygun bir güvencenin saglanmasina veya gerektiginde diger önlemlerin alinmasina karar verebilir.

ALTINCI AYIRIM

VELÂYET

A. Genel olarak

I. Kosullar
MADDE 335.- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasinin velâyeti altindadir. Yasal sebep olmadikça velâyet ana ve babadan alinamaz.

Hâkim vasi atanmasina gerek görmedikçe, kisitlanan ergin çocuklar da ana ve babanin velâyeti altinda kalirlar.
II. Ana ve baba evli ise
MADDE 336.- Evlilik devam ettigi sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanirlar.

Ortak hayata son verilmis veya ayrilik hâli gerçeklesmisse hâkim, velâyeti eslerden birine verebilir.

Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sag kalana, bosanmada ise çocuk kendisine birakilan tarafa aittir.

III. Ana ve baba evli degilse
MADDE 337.- Ana ve baba evli degilse velâyet anaya aittir.

Ana küçük, kisitli veya ölmüs ya da velâyet kendisinden alinmissa hâkim, çocugun menfaatine göre, vasi atar veya velâyeti babaya verir.

IV. Üvey çocuklar

MADDE 338.- Esler, ergin olmayan üvey çocuklarina da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.

Kendi çocugu üzerinde velâyeti kullanan ese diger es uygun bir sekilde yardimci olur; durum ve kosullar zorunlu kildigi ölçüde çocugun ihtiyaçlari için onu temsil eder.

B. Velâyetin kapsami

I. Genel olarak

MADDE 339.- Ana ve baba, çocugun bakim ve egitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararlari alir ve uygularlar.

Çocuk, ana ve babasinin sözünü dinlemekle yükümlüdür.

Ana ve baba, olgunlugu ölçüsünde çocuga hayatini düzenleme olanagi tanirlar; önemli konularda olabildigince onun düsüncesini göz önünde tutarlar.

Çocuk, ana ve babasinin rizasi disinda evi terkedemez ve yasal sebep olmaksizin onlardan alinamaz.

Çocugun adini ana ve babasi koyar.

II. Egitim

MADDE 340.- Ana ve baba, çocugu olanaklarina göre egitirler ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelisimini saglar ve korurlar.

Ana ve baba çocuga, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve egilimlerine uygun düsecek ölçüde, genel ve meslekî bir egitim saglarlar.

III. Dinî egitim

MADDE 341.- Çocugun dinî egitimini belirleme hakki ana ve babaya aittir.

Ana ve babanin bu konudaki haklarini sinirlayacak her türlü sözlesme geçersizdir.

Ergin, dinini seçmekte özgürdür.

IV. Çocugun temsil edilmesi

MADDE 342.- Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kisilere karsi çocuklarinin yasal temsilcisidirler.

Iyiniyetli üçüncü kisiler, eslerden her birinin digerinin rizasiyla islem yaptigini varsayabilirler.

Vesayet makamlarinin iznine bagli hususlar disinda kisitlilarin temsiline iliskin hükümler velâyetteki temsilde de uygulanir.

V. Çocugun fiil ehliyeti

MADDE 343.- Velâyet altindaki çocugun fiil ehliyeti, vesayet altindaki kisinin ehliyeti gibidir.

Çocuk, borçlarindan ana ve babanin çocuk mallari üzerindeki haklarina bakilmaksizin kendi malvarligi ile sorumludur.

VI. Çocugun aileyi temsil etmesi

MADDE 344.- Velâyet altindaki çocuk, ayirt etme gücüne sahip ise ana ve babanin rizasiyla aile adina hukukî islemler yapabilir; bu islemlerden dolayi ana ve baba borç altina girer.

VII. Çocuk ile ana ve baba arasindaki hukukî islemler

MADDE 345.- Çocuk ile ana veya baba arasinda ya da ana ve babanin menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kisi arasinda yapilacak bir hukukî islemle çocugun borç altina girebilmesi, bir kayyimin katilmasina ve hâkimin onayina baglidir.

C. Çocugun korunmasi

I. Koruma önlemleri

MADDE 346.- Çocugun menfaati ve gelismesi tehlikeye düstügü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocugun korunmasi için uygun önlemleri alir.

II. Çocuklarin yerlestirilmesi
MADDE 347.- Çocugun bedensel ve zihinsel gelismesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmis hâlde kalirsa hâkim, çocugu ana ve babadan alarak bir aile yanina veya bir kuruma yerlestirebilir.

Çocugun aile içinde kalmasi ailenin huzurunu onlardan katlanmalari beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun gereklerine göre baska çare de kalmamissa, ana ve baba veya çocugun istemi üzerine hâkim ayni önlemleri alabilir.

Ana ve baba ile çocugun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin gerektirdigi giderler Devletçe karsilanir.

Nafakaya iliskin hükümler saklidir.

III. Velâyetin kaldirilmasi

1. Genel olarak

MADDE 348.- Çocugun korunmasina iliskin diger önlemlerden sonuç alinamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacagi önceden anlasilirsa, hâkim asagidaki hâllerde velâyetin kaldirilmasina karar verir:

1. Ana ve babanin deneyimsizligi, hastaligi, özürlü olmasi, baska bir yerde bulunmasi veya benzeri sebeplerden biriyle velâyet görevini geregi gibi yerine getirememesi.

2. Ana ve babanin çocuga yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karsi yükümlülüklerini agir biçimde savsaklamasi.

Velâyet ana ve babanin her ikisinden kaldirilirsa çocuga bir vasi atanir.

Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldirilmasi mevcut ve dogacak bütün çocuklari kapsar.

2. Ana veya babanin yeniden evlenmesi hâlinde

MADDE 349.- Velâyete sahip ana veya babanin yeniden evlenmesi, velâyetin kaldirilmasini gerektirmez. Ancak, çocugun menfaati gerektirdiginde velâyet sahibi degistirilebilecegi gibi, durum ve kosullara göre velâyet kaldirilarak çocuga vasi de atanabilir.

3. Velâyetin kaldirilmasi hâlinde ana ve babanin yükümlülükleri

MADDE 350.- Velâyetin kaldirilmasi hâlinde ana ve babanin çocuklarinin bakim ve egitim giderlerini karsilama yükümlülükleri devam eder.

Ana ve baba ile çocugun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe karsilanir.

Nafakaya iliskin hükümler saklidir.

IV. Durumun degismesi

MADDE 351.- Durumun degismesi hâlinde, çocugun korunmasina iliskin önlemlerin yeni kosullara uydurulmasi gerekir.

Velâyetin kaldirilmasini gerektiren sebep ortadan kalkmissa hâkim, re'sen ya da ana veya babanin istemi üzerine velâyeti geri verir.

VELAYET(Av.Figen Samuray)

Boşanma ile evlilik birliği kesin olarak son bulacağına göre, o tarihe kadar ana ve baba  tarafından beraberce kullanılan velayet hakkının  taraflardan sadece birine bırakılması gerekecektir. Kanunumuz velayetin kime bırakılacağı konusunda hakime çok geniş bir yetki tanımıştır. Hakim velayetin anaya veya babaya bırakılıp bırakılmayacağını sadece kendi kanaatine ve yapacağı araştırmalara göre belirleyecektir. Bu nedenle hakim burada çok ağır bir manevi sorumluluk altında bulunmaktadır. 

Doktrinde ve Yargıtay kararlarımızda genel olarak hakim olan görüşe göre hakim  velayetin boşanan taraflardan hangisine bırakılacağını belirlerken  sadece çocuğun menfaatini göz önünde bulundurmalıdır. Buna karşılık  velayet konusu karara bağlanırken boşanan tarafların mali durumu, yaşları, boşanmada kusurlu olup olmadıkları o kadar önemli değildir. Önemli olan çocuğun hangi tarafa bırakıldığı takdirde daha iyi yetiştirileceği, bakılacağı, eğitim ve öğreniminin daha iyi sağlanacağıdır. Bu nedenle hakim çocuğun menfaati onu gerektiriyorsa çocuğu mali durumu daha bozuk olan, hatta boşanmada kusurlu olan tarafa da verebilir.

Türk Hukukunda boşanma durumunda velayetin ana ve babaya birlikte verilebileceği konusu düzenlenmemiştir.

Görüldüğü gibi Medeni Kanunumuz velayetin boşanan taraflardan hangisine verilmesi gerektiği hususunda belirli ölçütler koymamış ,bunu tamamen hakimin takdirine bırakmayı uygun görmüştür .Hakim çocukların taraflardan hangisine bırakılacağına karar verirken çok dikkatli davranmalı bu arada çocukların cinsiyetini yaşını , huyunu, ana ve babanın karakterlerini, yaşama biçimlerini , bulundukları sosyal konumları ve çevreyi en iyi şekilde araştırmalı ve tercihini çocuğun menfaatlerini en iyi şekilde kullanmak üzere kullanmalıdır. Bu nedenle hakim çocukların ana ve babaya besledikleri duyguları da göz önüne almalı ve bunu saptamak için imkan olduğu ölçütte çocukları da bizzat dinlemelidir. Ancak verilmiş Yargıtay kararlarına göre sadece çocukların ifadesi ile hareket etmek onların etkilenmiş olmaları ihtimali ve yaşları dolayısı ile çok sağlıklı olmamaktadır. Bu nedenle Medeni Kanunun olanak sağladığı şekilde çocuğun ifadesinin yanında tüm aileyi inceleyerek  rapor verebilen psikologların da görüşünü almak durumundadır.

Boşanan tarafları velayetin içlerinden birine verilmesi konusunda yapacakları anlaşma da hakimi bağlamaz. Hakim böyle bir anlaşmaya karşın anlaşmanın tamamen aksine karar verebilir. Ancak uygulamada buna pek uyulmamaktadır.

Çocuklar birden fazla olduğu takdirde:

Çocuklar birden fazla olduğu takdirde  bazılarının velayetini bir tarafa,bazılarınınkini de diğer tarafa verilmesi mümkün olmakla beraber,büyük bir zorunluluk olmadığı takdirde onları birbirinden ayırmamak doğru olur. Çünkü kardeşlerden her birinin ayrı şartlar , çevreler ve terbiye sistemleri içerisinde yetişmeleri onları birbirine karşı birtakım sorunlara sürükleyebilir.

Boşanma kararından sonra doğan çocuğun velayeti:

Boşanma kararından sonra doğan çocuğun velayeti boşanma kararıyla kendisine verilmiş tarafa kendiliğinden geçmez ; bunun için ayrıca dava açılarak velayetin kime verileceğinin saptanması gerekir.

Çocukların velayeti kendisine verilmiş tarafın yeniden evlenmesi :

Velayet hakkı kendisine bırakılan eş yeniden evlenmiş ise ve bu evlilik çocuğu bazı tehlikelere maruz bırakıyorsa hakim velayetin kaldırılması yoluna gidebilir.Ancak eşin evlenmesi tek başına yeterli olmaz.Eski kanunda daha sert olan bu hüküm yeni kanunda yumuşatılmıştır,mesela çocukların bu evliliği istememeleri velayetin kaldırılma sebebi olamaz.Velayetin kaldırılması için tehlikelerin çocuğun menfaatine  yönelik olması gerekmektedir.

Çocukların velayeti kendisine verilmiş olan tarafın ölmesi:

Çocukların velayet kendisinde olan tarafın ölmesi halinde ,velayetin kendiliğinden diğer tarafa geçip geçmeyeceği hususu kanunda açıklanmamış ,sadece hakimin olayın gerektirdiği önlemleri kendiliğinden veya başvuru üzerine alacağını belirtmiştir.

(Av.Figen Samuray)

" Kişisel İlişki Tesisi ve Velayet Hakkı "
(Yargıç Hilmi Şeker'in makalesi için lütfen tıklayınız)