Bu sayfa, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı Sn.Ayşim İncesulu ve Psikolog Sn.Filiz Çağlar'in katkılarıyla hazırlanmaktadır.

4 - 8 yas arasi

Çocuklar bes yasina geldiklerinde duygularini ve saldirganlik gibi bazi dürtülerini kismen de olsa kontrol edebilmeyi ögrenmis olurlar. Kisilikleri yavas yavas yerine oturmaya basladigi için dünyaya ve çevrelerine büyük ilgi duyarlar. Bu kritik döneme gelen anne baba ayriligi ya da bosanma, çocuklarin saglikli gelisimine sekte vurabilir. Hala sinirli anlama kapasitelerine ragmen bosanmanin ne anlama geldigini düsünebilirler ve evden ayrilan ebeveynin fiziksel boşlugunu kuvvetle hissederler. "Bana kim bakacak? Bana ne olacak?" gibi sorulara somut cevaplar isterler ve anne ve babalarini barıştırmak için çeşitli yollar denerler.. Her ikisine de derinden baglilik duyarlar.

6-8 yas arasinda çocuklar sevildiklerinden emin olabilmek için her bir ebeveyn ile özel zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Adil davranma büyük önem kazanabilir; çocuk hem sizin hem de esinizin kendisi ile esit zaman geçirmesini isteyebilir. Bu yastaki çocuklar kimin suçlu veya kimin hatali oldugu gibi konularla da ilgilidir. Bosanan ese karsi duyulan öfke nedeni ile karsi tarafi suçlayici sözlerden kaçinilmalidir. Çocuklar ailenin yeniden birlesmesi konusundaki ümitlerini dile getirebilir, durumun gerçekligini tüm çiplakligi ile kavrayabilmesi için her iki ebeveynle de ayri ayri bol bol zaman geçirmelerinin saglanması faydalı olur. Çocugun mutsuzluk duygulari üzüntü, öfke veya saldirganlik seklinde kendini gösterebilir. Arkadaslariyla veya okulda sorunlar yasayabilir veya karin agrilari veya basagrilari gibi fiziksel belirtiler seklini alabilir.

Okul öncesi çocuklarin ebeveyn bosanmasına tepkileri

• Regresyon
• Emosyonel gereksinimlerde artma
• Bagimlilik, Clinging (yapiskanlik, yetiskinin eteklerinin dibinden ayrilmama)
• Artmis Agresyon
• Korku, üzüntü, kizginlik
olarak gözlenebilmektedir.

Klinik çalışmalarda genel olarak okul öncesi dönemdeki çocuklarin akut yas dönemimi yasantilarinin benzer oldugu belirtilmektedir.

Gelisimsel evreye bagli olarak 3 özgün faktör zedelenebilirligi (vulnerability) belirledigine isaret edilmektedir (Roseby, 1985):

Cinsiyet (Gender): Bir çok bildiride okul öncesi erkeklerin, kizlara oranla daha fazla gelisimsel bozuklar gösterdigi ve bu problemlerin daha uzun sürdügü gösterilmistir (Emery 1982, Hetherington ve ark 1978, 1979, Hodges ve Bloom 1984, Kurdek ve Berg 1983, Wellerstein ve Kelly 1980b). Cinsiyetler arasi fark olmadigini bildiren çalismalarda vardir (Pett 1982, Reinhard 1977). Bosanmalarda siklikla evi baba terketmekte, psikanalitik çerçeveden erkek çocugun neden daha sik etkilendigi bu açidan izah getirilebilmektedir. Okul öncesi çocuklarin bosanma sonrasi babanin yoklugunda erkekligi telafi (compensatory masculinity), egosentrik düsünce ve ödipal korkularla izah edilmektedir (Roseby, 1985).
Bosanma öncesi evde yasanan Stres: Bosanma öncesi yasanan olaylarin niteeligi önemlidir. Eger bosanma öncesi siddet ve çatismalar yogun yasanmis ise çocuklar bozukluklari daha siddetli yasamakta ve uzun süreli etkilere daha yatkin olmaktadirlar (Wallerstein & Kelly 1974)
Ebeveynlik islevlerinin yeterli gösterilmemesi (Lack of adequate parenting): Bu durum çocuklarin güven ve otonomi duygusunu olumsuz olarak etkilemektedir (Wertman 1972).

Kisa Dönemdeki (Akut ) Etkiler

Okul öncesi çocuklarin bilissel, gelisimsel sinirliliklari ve duygusal immaturiteleri sebebiyle, bosanmaya tepkileri abartili olmaktadir. Wallersteib ve Kelly (1980b) okul öncesi çocuklarin bosanmanin akut dönemdeki kriz etkilerine oldukça duyarli olduklarina dikkat çekmislerdir. Bu semptomlar bu yas çocuklarinin olaylara immatur yaklasimlari, fantazi ile gerçegi ayirtetmede güçlükleri, bakim ve korunma için anne-babaya muhtaç ve bagimli oluslarinin farkinda oluslariyla iliskilidir. Erkekler babanin gidisini kizlara oranla daha az tolore etmektedirler. Bu çalismada ayrilik sonrasinda 1 yil sonra yapilan degerlendirmede bu çocuklarin çogunda; regresyon, agresyon ve korkunun kayboldugu gözlenmistir. Eger bu bulgular devam ediyorsa, bu durum bosanmanin kendisinden baska faktörlere bagliydi. Bunlar: devam eden ebeveyn çatismasi ve yetersiz anne-baba islevlerinin olmasiydi. Bu durum çalismadaki 34 çocugun yarisinda gözlenmekteydi. Bu durum ; çok küçük çocuklarda bosanma karari ve erken yas evresinde kriz tepkilerinin normal olabilecegini düsündürmektedir. Wallerstein ve Kelly: ebeveyn çocuk iliskisinin kalitesinin bosanmayi takiben ilk yilda küçük çocugun durumla basa çikabilmesinin en önemli belirleyicisi oldugu sonucuna vardilar.

Davranissal Tepkiler

• Regresyon

• Artmis Agresyon

Klinik çalismalarda okul öncesi çocuklarin çogunun, anne ve babasinin ayrilmasina ve bosanmasina, gelisimlerinde tamamladiklari bir asamaya geri dönerek tepki gösterir. Bu kisa vadede (bir kaç ay) normal sayilabilir. Çocuklara zor durumlardan kaçarak, kontrolü elinde tuttuklari, zihinsel olarak emin ve rahatlatici bir yere siginma imkani verir. Bu davranislarin 1 yil sonrasinda iyilesmeye basladigi belirtilmektedir (Hetherington ve Ark 1978).

Tipik gerileme davranislari parmak emme, yatagi islatma, tutturmalar, anne ve babaya vurma, anne babaya asiri düskünlük gösterme ve eskiden sevilen bir oyuncuga yada nesneye tekrar baglanmaktir.

Çocuklar, anne ve babalarinin evliliginin sona ermesine duyduklari öfkeyi, yaslarina, kisilik özelliklerine ve ailenin durumuna göre degisen sekillerde ifade ederler. Çogu çocuk, özellikle erkek çocuklar sik sik kavga ederek, anne ve babaya, ögretmenlerine ve onlarla ilgilenen diger kisilere bagirarak ve kirip dökerek öfkelerini açiga vurular. Kalter ve Rembars’in çalismalarinda (1981): bu yas grubu için agresyonu diger yas gruplarina göre düsük bulmustur. Wallerstein ve Kelly (1975) Odipal dönemdeki okul öncesi çocuklarin daha agresif ve bagimlilik gösterdiklerini belirtmektedir.

Duygusal Tepkiler

Wallerstein ve Kelly (1975) bosanma veya ayrilma kararini açiklandigi erken yas evresindeki 2.5-6 yas arasindaki küçük çocuklarin emosyonel tepkileri baslica:

• Korku, anksiyete ve üzüntü

• Irritabilite

• Akut separasyon anksiyetesi

• Uyku Problemleri

• Bilissel konfüzyon

• Otoerotik aktiviteler (masturbasyon)

Bütün çocuklar anne ve babalarinin ayrilmasindan ve ailenin dagilmasindan sonra kork

uya kapilirlar. Okul öncesi çocuklari daha çok, birlikte yasadiklari evde kalan ebeveyninde kendini terk edip gitmesinden, giden ebeveyn tarafindan eskisi kadar sevilmemekten, yiyecek ya da yatacak yer bulamamaktan korkarlar. Bu korkularini aglamak, ebeveynden baska kimse ile kalmayi reddetmek veya ebeveyni göz önünden ayirmamak seklinde ortaya çikar.

Bu dönemde çocuklar yasadiklarina bir anlam verebilmek için fantazilere ve masallardaki büyülü olaylara siginabilirler. Dogadaki olaylarin merkezinin kendileri olduklarini inandiklari için ebeveynin gidisinin kendisinin suçu oldugunu düsünürler. Hayallerinde, anne babanin hiç ayrilmadigini kurar, reddedilme ve kaybetme duygulari ile basa çikabilmek için türlü seyler uydururlar.

Çocuklar anne babanin ayrilma karari konusunda söz hakkina sahip degillerdir. Ancak suçluluk duygusu bu konuda onlarin da rolü oldugu düsüncesine yol açar. Bu duygunun nedeni kendilerinin dünyanin merkezi olduklarina inanmalari ve bu yüzden her seyin nedeninin kendileri oldugunu düsünmeleridir. Eger daha uslu olsalardi, okulda daha iyi notlar alsalardi, gizlice babalarinin gitmelerini istemeselerdi, annelerine geçen gece karsi gelmeselerdi vb. gibi nedenlerle her seye kendilerinin sebep oldugunu düsünürler. Hatta durumu düzeltmenin de kendilerine bagli olduguna inanirlar.

Anne ve babanin bosanmasinin üzerinden yillar geçse de, hatta onlar ikinci kez evlenmis olsalar bile bir çok çocuk hala onlari bir araya getirme hayalleri kurar, bazen anne ve babalar çocuklarina yanlis sinyaller vererek, onlarin bos yere umutlanmasina yol açarlar.

Okul öncesi yaslardaki çocuklarin çogu cansiz nesneleri insan gibi düsünür ve anne ve babanin onlari her türlü seyden koruyabilecegine inanir. Dolayisiyla en büyük korkulari, onlari koruyan bu kisileri kaybetmektir. Bir ebeveynin evden ayrilmasi bu korkunun gerçege dönüsmesidir. Bir ebeveyn gittigine göre, digeri de her an gidebilir diye düsünürler. Zaman ve mesafe kavramlari tam olarak gelismemis oldugu için, onlara göre, bir ebeveynin her sabah ise gitmesi ile baska bir sehirde yasamasi arasinda bir fark yoktur. Ayrica ayni örneklem gruptaki daha büyük çocuklarina oranla daha akut ve büyük tepkiler gösterdiklerine isaret etmislerdir. Okul öncesi erkek çocuklarin, ayni yas grubu kiz çocuklarina oranla bosanmadan daha fazla etkilendikleri ifade edilmektedir. Okul öncesi çocuklarda bosanmanin akut etkileri bir yilllik sürede genellikle düzelmektedir.

Uzun Dönemdeki Etkiler (Long-term Effects)

Wallerstein (1984), erken dönemdeki bulgularin aksine, 10 yillik takip çalismalarinda: küçük çocuklarin daha büyük çocuklara oranla anlamli derecede daha az emosyonel problem yasadiklarini saptamistir. Arastirmaci bunu o dönemde yasananlari küçük çocuklarin animsayamamalari ile iliskili olarak degerlendirmistir.

Erkek Çocuklarin Cinsiyet Özdesimi

Yapilan ilk çalismalarda (Biller 1970, Westman 1970): cinsiyet özdesimi ve bozulmus güven ve otonomiyi arastirmak amaciyla arastirmalar yapmislar. Psikoseksüel gelisimin odipal evresinde bosanma yasayan erkek çocuklarin, 3 yas öncesi ebeveyn bosanmasi yasayan erkek çocuklara oranla daha fazla agresif davranislar gösterdiklerini saptamislardir.

Santrock (1970) yaptigi çalismada 0-2yas, 3-5 yas ve 6-9 yaslarinda bosanma veya ayrilik yasamis 11 yasindaki çocuklari çalismasina almis: erken yaslarda bosanma yasayan çocuklarin daha düsük derecede agresyon gösterdiklerini bildirmistir.

Psikoanalitik alnda çalisan arastirmacilar ve klinisyenler baba-yoklugu çalismalarinda tipik olarak altini çizdikleri; ödipal evrede artmis agresyonu erkekligi telafi ile açiklamaktadirlar (Gardner 1977).

Kizlarin Cinsiyet Davranisi

Kalter ve Rembar (1981) 3-5 yaslarinda ebeveyn ayriligi veya bosanmis ergen kizlarla yaptiklari çalismada; bu kizlarin arkadaslarina karsi daha fazla agresyon gösterdiklerini, ayni yas grubundaki erkeklere oranla daha fazla akademik problemler yasadigi gözlenmistir. Arastrimacilar: bu kizlarin ödipal dönemde yasadiklari bosanmaya karsi öfkeyi internalize ederek puberteye kadar tasidiklarini ileri sürmektedirle.

Hetherington (1972): 13-17 yasinda intakt, dul ve bosanmis aile kizlariyla yaptigi çalismada: bosanmis ailelerdeki kiz çocuklarinin dul ailesi kiz çocuklarina oranla daha fazla heteroseksüel patern ve düsük benlik sayisi saptamistir. 5 yasindan önce ebeveyn bosanmasi yasamis kizlar, 5 yasindan sonra ebeveyn bosanmasi yasayan kizlara oranla; daha fazla erkeklerle uygunsuz iliskiye girdikleri, daha fazla bastan çikarici davrandiklari, daha erken ve daha sik flörte ve cinsel iliskiye basladiklari görülmüstür. Baba yoklugu açisindan bakildiginda Hetherington kizlarin ödipal dönemde bir erkek ebeveyni kaybinin etkilerini ergenlik döneminde gösterdiklerini ileri sürmistir. Baba yoklugu, kizlarin erkeklerle etkilesimlerini etkiledigini iddia etmistir.

Davranissal ve akademik etkiler

Kalter ve Rembar (1981) ‘e göre anne-baba ayriligini ödipal dönemde yasamis, anlamli derecede daha yüksek derecede okul davranis problemleri yasadiklarini bulmustur. Arastirmacilar ödipal dönemde ayrilik ve ya bosanma yasayan erkek çocuklarin agresyonlarini latans döneme tasadiklarini ileri sürmektedirler.

Blachcberd ve Biller (1977): baba yoklugu yasayan ekek çocuklarin okul basarilarini arastirmasinda: 5 yas öncesi ebeveyn bosanmasi yasayan latans yasi erkek çocuklarin anlamli derecede daha sik okul basarisizligi yasadiklarini saptamistir.

Çogu baba sevgi doludur ve çocuklarinin hayatinda olumlu bir rol oynar. Babalar evden ayrildiklari zaman çocuklarini her karsilarinda görebilecekleri güçlü erkek modelinden mahrum etmis olurlar. Dahasi erkek çocuklar sorumluluk, basari, babalik, diger insanlarla geçinmek, karsi cinsle iliski kurmak ve saldirgan huylarini kontrol etmek gibi konularda uygun erkek davranislarini ögrenmek için belki de hayatlarinin en güvenilir ögretmenini kaybetmis olurlar.

Babasiz evlerde büyüyen erkek çocuklarin daha az rekabetçi, sporla daha az ilgili, baskalarina bagimli ve daha saldirgan olduklari arastirmalarda saptanmistir. Okulda da basarisiz olmalari ve otoriteye baskaldirmalari olasidir. Eger baba, erkek çocuk okul öncesi dönemdeyken ayrilirsa, çocugun cinsel kimligi konusunda da akli karisir.

Babasiz büyüyen kiz çocuklar ise karsi cinsle iliski kurmakta zorlanirlar. Bazilari yaslarina göre çok uyanmistir. Bunun nedeni, babalari ile olmasi beklendigi gibi cinsellik disi yollarla bir erkegin ilgisini çekme egzersizleri yapma firsati bulamamis olmalaridir. Yasça küçük kizlar hayallerinde bir baba yaratip, onunla kendilerini avutur ve gerçegin soguk yüzünden kaçarlar. Babalari tarafindan ihmal edilen kiz çocuklarin, mutlulugu, erkekleri mutlu etmekle ölçmeleri çok üzücüdür.

Arastirma sonuçlari çatismalar sonucu yipranmis bir ailede yasayan çocuklarin, bosanmis ailelere oranla daha fazla problemler yasadigidir. 1965-1979 arasinda bosanma oranlari hizli artis göstermistir. 1970’in sonlarinda veya 80’lerin basinda dogan %40-50 arasi çocuk bosanma deneyimi yasayacaklari tahmin edilmektedir ve bunlar yaklasik 5 yil boyunca tek ebeveyn evlerde yasayacaklardir. Bosanmis annelerin %75’i, babalarin %80’i tekrar evleneceginden, ikinci bir bosanma riski de artmaktadir (Hetherington, 1989).

Sonuçta çocuklar bir geçis gösterirler: orijinal aileden tek ebeveynli aileye, genellikle anne ile, eger yeni bir evlilik olursa yeni aileye ve yeni ebeveyne ve siklikla yeni kardeslere uyum saglamakla yüz yüze kalir.

Bosanmada annenin velayetindeki erkek çocukta özel sorunlar olusmustur. Tersine, tekrar evlenme ergenlik öncesi kizlar için özel problemler dogurmustur. Tekrar evlenmeyi takiben ikinci yilda, anne ile kiz çocugu arasindaki çatismalar yüksekti. Tekrar evlenmenin oldugu kizlarda, intakt ve evlenme olmayan bosanmis aile kizlara oranla daha fazla talepkar, daha hostil, ve baski altinda ve daha az sevecen oluyorlardi. Davranislari zamanla iyilesirken, aileleriyle aralarindaki zitlasma ve distruptif davranislar devam ediyordu.

Üvey babaya yakinlasma iliskilerinde problemler özellikle kiz çocuklarinda yasaniyordu. Bunun birinci sebebi bosanmanin firtinali döneminde anne-kiz arasinda olusan olumlu iliskinin yeniden evlenme ile bozulmasi olabilir. Bosanma sonrasinda anneler kizlarina daha fazla bagimsizlik, otorite, ve karar verme sorumlulugu veriyorlar (bosanma öncesi yasantiya oranla). Bu sonuçta esitlikçi ve ortak destek iliskisine dönüsüyor (en azindan ergenlik öncesi kizlarda). Sonuçta; ergenlik öncesi kizlar, annelerinin yeniden evlenmesine gücenebilmekte ve üvey baba onun bu iliskisi için tehdit olusturabilmektedir. Üvey baba üvey kizini kontrol altinda tutmak için iyi ebeveyn olmak yerine, yogun duygusal katiliktan kaçinan nazik yabanci rolü alabilir. Küçük ve daha büyük çocuklar üvey babayi sonuçta sicaklikla kabullenirler fakat 9-15 yaslarindakiler direnç göstermeye devam ederler çünkü bagimsizliklari için mücadele etmek sebebiyle, çünkü güçlü seksüel arzulari nedeniyle biyolojik olmayan babayi tehdit olarak görmelerinden dolayidir.

Hetherington (1989) yeniden evlenmenin sikintili dönemlerinde kardeslerin olmasinin tampon ya da destekleyici olup olmayacagini sorgulamistir. Yeniden evlenmis ailelerin çocuklarinda ambivalans, hostil, düsmancil iliskiler bosanmamis ailelre göre daha siktir. Daha da ötesi kardes kiskançligi, agresyon ve alaka kurmama, antisosyal davranislarin artmasinda önemli rol oynar. Bu tarz erkeklerde kizlara oranla daha siktir. Kardes iliskileri zamanla iyilesirken, yinede bosanmis yeniden evlenmis grupta diger iki grupa oranla (intakt, bosanmis yeniden evlenmemis) daha fazla bozukluk kalir.

Aşağıdaki Yazıdan Bölüm Başlıkları:

• Kisa Dönemdeki (Akut ) Etkiler
• Davranissal Tepkiler
• Duygusal Tepkiler
• Uzun Dönemdeki Etkiler
• Erkek çocuklarin Cinsiyet Özdesimi
• Kizlarin Cinsiyet Davranisi
• Davranissal ve akademik etkiler

Sn.Ayşim Incesulu tarafindan yönetilmekte olan Ayışığı Anaokulu'nun web sitesine ulasmak için lütfen tıklayınız.